Showing posts with label özlem. Show all posts
Showing posts with label özlem. Show all posts

Tuesday, September 15, 2009

Sihirli gece


Masallarla büyüyen çocukların hayal güçleri sınır tanımaz. Heidi, Pamuk Prenses, Uyuyan Güzel, Peter Pan onların en yakın arkadaşlarındandır. Bir tek onlar bu kahramanların kitaplarda yazılı olmayan maceralarını da bilir. Çünkü sırdaştır onlar.Sırlarını açarlar birbirlerine.
Heidi benden çektiği kadar ne Clara'dan ne de onun etrafındaki gardiyan ruhlulardan çekmiştir. Yaramazlıklarımı, kırgınlıklarımı hep ona anlatırdım ben. Heidi'nin hayal kırıklığını da ben iyileştirirdim ama. Satırları anında dilediğim gibi değiştirir, hüznünü neşeye çevirirdim :).

Öğretmeni masallar olanların düş ile gerçeğin ayrımını yapması çok zordur. Ondandır Kadir Gecesi'nin benim zihnimde menekşe kokulu bir masal gecesi olması.
80'li yıllar Bulgaristan'da yaşayan türklerin ruhuna ızdırap tohumlarının ekildiği yıllardır. Geleneklerin ve dini değerlerin insanların üzerinden sökülüp alınmaya çalışıldığı sancılı bir dönemdir 80'ler. Kaç çocuk bir sabah bambaşka bir kimlikle açmıştır gözlerini yeni güne? Siz hiç bir sabah yıllardır birlikte olduğunuz sınıf arkadaşlarınıza, yeniden tanıştırıldınız mı? Bir günde isimizden oldunuz mu hiç ? Masal çocuklarının bile ayak uydurmakta zorlandığı bir tecrübedir bu...
Yasakların etrfımızı bir sis perdesi gibi kuşatmasından olsa gerek anneannemin Kadir Gecesi'ni masallaştırarak anlatması. Benim de hayal gücümü kattığım büyülü bir gece masalıydı o. Anneannem anlatır ben Heidi ile gözlerimi uykunun esaretinden kurtarmaya çalışırdım. Uyumamalı ve o gece gelen periyi yakalayıp, dileklerimi iletmeliydim ona :). Ağçların nasıl yere kadar eğildiğini görmeli, yıldızların yeryüzü ziyaretini kaçırmamamlıydım. Yeryüzündeki tüm canlılar o geceyi bekler, derdi anneannem. Sık sık pencereden bakar, bahçedeki köpeğimizden ipuçları yakalamaya çalışırdım. O gece hiç uyumamalı ve o büyülü anı yakalamalıydım. Ama gözlerim Heidi'ye rağmen uykuya yenik düştü hep...
Bugün menekşe kokusuna gebe bir gece olacak. Buram buram anneannemin özlemi sardı her yanımı. Sihrili gece masalını çözdüm ben, hem de bana seçtiğiniz ismi taşıyarak üzerimde diyebilsem keşke ona. İyi ki masal hazineme bu gece masalını da katmışsın diyebilsem. Ya da o ötelerden dile dökme hiç, hepsinin farkındayım ben dese...

Evet, düşlerimiz dile gelsin bu gece. O'nun bizimle beraber olduğundan hiç süphe etmesek. Kendimiz için dile gelirken düşlerimiz, ötekiler için de düşlemeyi ihmal etmesek. Kandiliniz mübarek olsun.



Kadir Gecesi

Saturday, July 11, 2009

Yaz ortasında donmak







Güneşin sevgisini en yoğun gösterdiği günleri yaşıyoruz. Aşka dönüşen bir sevgi bu. Yakması hepimizi bundan. Kaçmak mümkün müdür aşktan? Hepimiz yakalanıveriyoruz ışınlarına. Nafile öğleden sonrayı, akşamı beklemek kapalı kutularımızda.
Bu aşkın yakıcılığından kaçmak için bir şarkıya sığındım ben. Çocukluğumdan kalma, eski bir film müziği; '' Zimna vakantsia'' - Kış tatili...
'' Sevgili kış tatili,
Seni anılarımda saklıyorum,
Seni kış koleksiyonumda donmuş minik bir gözyaşı gibi saklıyorum... ''
Güneşin aşkı ile hemedem olun siz. Ben kışın aşkına teslim ettim kendimi bu gece. Şarkının melodisine emanet ettim ruhumu. Çıkaracağı yolculuğun, kavrulan tüm yanlarımı serinleteceğini bildim. İşte uğrak yerlerimiz.
Naylon poşetleri kızak yapan çocuklar oldu ilk durağımız. Karı öğle yemeğine tercih eden, aç ama mutlu çocuklardı onlar. Hepsi masallarla dost, kibritçi kızı anlayabilmek için kar suyunun çoraplarından eksik olmaması öğle araları boyunca. Ayaklarım buz kesti, kar suyu çorapsız ayklarımı kapladı yeniden. Bitmedi duraklarımız, devam etti yolculuğumuz. Kır çiçeklerindeydi sıra. Kardelenler ve çiğdemler, karın büyük aşkları. Bir onları narinliklerine rağmen incitmez o. Sırlıdır aralarındaki bağ. Bir bilse kar benim de onlarla olan sırrımı... Son durağa yaklaştık. Bir köy evi. Buz kesti her yanım. Köy çeşmesine bakraçlarını doldurmaya gitmiş ve gelememişti işte. Yaz ortalarında bile peşimi bırakmayan bir kışı düşürmüştü içime...

youtube.com/watch?v=cnqU1KoA59o ( şarkıyı merak edenler youtube'dan dinleyebilir)
***
Yazı ve şiir atölyesindeki derslerimize konuk olan yazar ve şairlerin ortak söylediği bir şey vardı; çocukluğunuza dönün, o sizin hazinenizdir. Yazarlık atölyesinden mi kalmam bilmem ama yeniden yazmaya başladığımdan beri hep çocukluğuma dair şeyler yazmak istiyorum. Planlanan konu farklı olsa da bilgisayarın başına geçtğim an, yazı beni gene çocukluk yıllarıma götürüyor.

Sunday, March 04, 2007

GÖÇ

Tam onyedi bahar geçti ben çiğdem çiçeklerine dokunamayalı.Tam onyedi bahar geçti kır çiçeklerinden uzakta.Ve hiç anlatamadım ki ben içimdeki buruk özlemi.Özlenecek o kadar çok şey oldu ki 89'daki Bulgaristan göçünü yaşayanların hayatında...Anne, baba ve kardeş özlemleri yaşarken diğerleri doruk noktada, çiçeklere olan özlemimi bir kendime mırıldanabildim ben.
Dinginleşmemi sağlayan en özel anlarımdı benim bahar ayları.Anneannemin beni köye davet edişi bir başka olurdu baharda, gelişimi çabuklaştırmak için olsa gerek baharın başında bile menekşeler ve çiğdemler geçmek üzere derdi hep.
Kırk dakikalık köy yolu bitmek bilmezdi, ne çok özlerdim köyü.Şehir hayatına ait olamamıştım bütünüyle ben hiç, ılginçtir köy çocuklarından biri de olamıyordum , ikisinin karışımıydı ben.
Otobüsten indiğimde koşarak giderdim anneanneme, hiç aldırmazdım arkada kalan anneme ve kardeşime, ilk sarılan ben olmalıydım ona.Anneannem, hep aynı özlemle beklerdi, aynı sıcaklıkla. Ve ben o zaman da farkındaydım;NE ÇOK SEVERDİ bu kadın bizi.
Sabah ilk işim dedemin ya da anneannemin peşine takılıp ormana gitmek olurdu, kaybolurdum kır çiçeklerinin arasında.Yaradan en güzel kır çiçeklerini Balkan topraklarına serpiştirmiştir bence.Kocaman buketlerim olurdu kısa sürede, anneannemin evindeki boş kavanozlar sayısız vazolarım olurdu, evin içi mis gibi kokardı.Komşular bilirdi çiçeklere olan düşkünlüğümü, eve dönüş yolunda tebbessümle bakarlardı yüzüme.En mutlu olduğum anlardandı o anlar, ve yaşarken o anları tekrarının olmayacağını hiç aklıma getirmemiştim.
Şimdi kır çiçeklerine olan özlemimi web sayfalarında gideriyorum, arama motorlarına isimlerini bildiklerimi yazıyorum ve dalıyorum ekrandaki resimlere.İsimlerini bilemediklerimle özlemimim ise hafızamın bana sunduğu karelerle gideriyorum.Mart çiçeği vardı bizim köyde(biz öyle derdik ona), çok kişiye tarif etmeye çalıştım bilen çıkmadı, arama motoruna da anlatamadım ki ben derdimi.İnce uzun gövdesi vardı bir de sarı minik çiçekleri, bulgarcası iglika idi.Neyse zaten resmini görseniz de sanırım o sadece bana çok şey ifade edecek.
Çiğdemler de benim özel olan köy çiçeklerimden, resimde gördüğünüz çiçekler bizim köyün ormanında öyle çoktur ki.Çok narindir çiğdem çiçeği, yaprakları çok kolay zedelenir, sıcaklar narin bedenini hemen soldurur.Ve şimdi küresel ısınma varken, nasıl kalmayı başarmıştır dik ve onurlu toprağın üstünde?
Çok güçlü bir kalemim olsa,Bir göçün hikayesini anlatabilsem size.Yer olmayacak ama benim hikayemde göçün siyasi nedenleri, sonuçları ve ekonomiye olan etkilerinden.Hikayemde ne mi olacak ?Göçün öğrettiği özlem ve ayrılık acısı, gidip de dönememek, dönüp de bulamamak neymiş, sadece bunları anlatacak.
Anneannecim, öyle çok özledim ki ben seni :(.

Monday, February 12, 2007

tanımsız

Bir fırça yapıp elimi,
Bir yüzdeki yılların oluşturduğu tüm çizgileri dümdüz edebilsem,
Sonra bir çift gözün içine dokunsam,
Hüznü silip, umut çizssem gözbebeklerine,
Gözlerdeki matlıklara değse fırçam ve parlaklığı miras bıraksam onlara...
Üşüyen yanlarına güneşler çizssem,ısınsa yüreği
Yüreğinin sıcaklığı dışa yansısa, bakıp ısınsam ben de...

Sunday, January 07, 2007

Eğer varsan...

Bir ezgi tanıdık, eskilerden, yıllar öncesinden, göç öncesinden...Notalar hafızamın hangi tuşlarına basmakta dinlerken bu şarkıyı, hem göç öncesi hem de göç sonrasına aynı anda nasıl götürebiliyor hafızam beni?Özlemlerim dolanmakta birbirine.Ayırdına vardığım en belirgin özlemim ,ANNEANNEM .Ne çok özledim seni, gidişin dönüşü olamayanlardan.Ve söyeleyemediklerim sana hep oratya çıkıyor dönem dönem.Biliyorum ama geçici ayrılık bizimkisi.Kavuşma anımız olacaktır mutlaka,vaad eden kavuşmamızı vaadinden hiç dönmez çünkü, inanıyorum...
Göç sonrasından kalan özlemlerimden biri, seni tüm kalbimle gitmeye davet ediyorum benden.Hak etmiyorsun cünkü bulunmayı bende.Dilerim gidişin dönüşü olmayanlardan olur, ne burada ne de ötelerde.
Evet, bir şarkı ve düşündürdükleri, kolları sıvayalım ve tercüme etmeye çalışalım bakalım;

Eğer sen varsan bu dünyada,
Kuşlar olacak tenha gökyüzünde,
Eğer sen varsan bu dünyada,
Bir tekne olacak karanlık denizde,
Eğer sen varsan bu dünyada,
Alev olacak soğuk günlerde,
Eğer sen varsan...

Eğer sen bu dünayda yoksan,
Kalbim kuşlar için bir parça ekmek olacak,
Eğer sen bu dünayda yoksan,
Gözlerim aşka birer ceset olacak,
Eğer sen bu dünyada yoksan,
Canımdan seni ben var edeceğim,
Eğer sen yoksan...

Not;'Eğer varsan' filiminin şarkı sözlerinden.Söz yazarı;İLİA VELÇEV

Wednesday, November 08, 2006

Kir cicekleri, ben ve anneannem




Kir cicekleriyle ic ice buyuyen biri, guzel bir yurek sahibi olmaliymis.Ve o guzel de benmisim...

Goc oncesine kadar, cocuklugum yemyesil ormanlar ve kir cicekleri arasinda gecti.Buyuk baba ve buyuk anne sahibi olmanin luksunu sonuna kadar yasayanlardanim.O donemlerde en sik yaptigim sey ormana gitmek ve kir cicekleriyle hem dem olmakti.Onlari anlamak ince olmayi gerektiriyordu.Cali diplerini sevenleri, bulunduklari yerlerde fark etmek icin ayrintili bakmak gerekiyordu oralara ve elbette onlara kavusmanin mutlulugunu tatmak icin, elin kanamasini goze almak gerekiyordu.Neticesinde mutluluk varsa, elin kanamasi cok kucuk ve onemsiz bir ayrintidir aslinda...

Hakkini verebilmeliyim gercekten , kir cicekleriyle ic ice yasamis olmanin.En az onlar kadar guzellestirebilmeliyim ruhumu ve en az onlarin çeşidi kadar zengin olmalidir özüm.

Ve oyle yerlere serpistirebilmeliyim ki ruhumdaki kir ciceklerini, en guzellerini sadece ayrintili bakabilenler gorebilsin.Mevsimler gibi yenilikler yasamli benim de ruhum.Ama her mevsim ciceklerle dolu o.Ciceklerin bana kattigini ben de etrafimdakilere katabilmeliyim.En az onlar kadar etkili olabilmeliyim ben de.

Menekse kokusundan daha sik soz etmeliyim belki...Ve hatirima anneannem daha sik gelmeli ...Her o aklima geldiginde de gozlerim nemlenmeye devam etmelidir, ozlem tahtini kurabilmelidir gene.Özümde kalmami saglayanlardir onlar cunku.

... Oyle yerlerde ol ki sen simdi, apaydinlik olsun etrafin, genis ve ferah yerlerde bekle gelisimizi. O, oyle odullendirsin ki yillardir cektigin hasretimizi...

VE ben de yanina geldigimde simsiki sarilabileyim sana, her gelemedigim bayram ve hafta sonu icin.Ve son anda yaninda olamadigim icin bir ekstra istiyorum O'ndan, sevdiklerinizle ayrilik olmadan buluncakasiniz orada vaadine dayanarak,yakin eyle otedeki mekanimizi....

Wednesday, August 16, 2006

ROSSI VE BEN



Cocuklugmdaki beni bilenler bu resimdeki kadinin benim icin o donemlerde ne ifade ettigini de iyi bilirler.Cocuklugumun buyuk bir kismi onun sarkilarini dinleyerek kurdugum hayallerle dopdoludur.

Yumusacik sesi vardi onun,sarki sozleri de hep gonlume islerdi.Kendimi bulurdum sarkilarinda,bazilarinda peri olmayi isteyen beni,bazilarinda asfaltta yalinayak yurumeyi isteyecek kadar cilgin olan beni ya da pelus ayisina sarilip uyuyan anaokulu donemlerindeki beni.

Anneannem bana bu konuda en cok saygi duyanlardandi.Pikap almisti bana ve ben alip biriktirdigim plaklarimi ozgurce dinleyebiliyordum artik...

Onun sarkilarini dinlemek benim tum yaralarimi sariyordu sanki,hayallere daliyordum pervasizca.Sarkida dedigi gibi bir peri oluyordum: tum aclari doyuruyordum,tum fakirleri zengin ediyordum,herkesi korkudan ve soguktan koruyordum.

Sarkilardaki asklari da yasiyordum,benim de dunaydaki en guzel sozcukleri hak edecek asklarim oluyordu ve hic incinmislik olmuyordu onlarda...

Bazen ben de sarkici oluyordum sarkilar soylerdim onun gibi :).Beni de ben gibi dinleyenlerim oluyordu cok seviliyordum ben de.

Yillar gecti ve ben hayal kurmayi mi unuttum ne?Ani gelen anlam veremedigim ayriliktan belki hayallerden bu kadar uzak kalmam.Belki de hazirliksiz yakalandim sarkilar olmadan hayallere dalmaya.Belki cikan plaklardan haberdar olamayisim sarsti beni.Belki tum arkadaslarimdan ayri kalip haber alamayisim uzdu.Belki kir ciceklerine dokunamiyor olmam ya da kitaplarimdan(ozellikle de masal kitaplarimdan) mahrum olmamdi buna sebep.

Belki de anneannemin yanimda olmayisiydi hayal kurma yetenegimin korelmesindeki neden...

Zaman zaman bir daha gelsem su dunyaya diyorum basa sarsa filmi birileri,o buyuk GOC hic yasanmamis olsa hayatimda.Ozlem ve ayrilik acisni bu kadar yasamasaydim.Yillar sonra gittigimde koparildigim yerlere insanlari taniyamayisimdaki huznu yasamasaydim...

Farkindayim ama benim filmim basa sarilmayacak,sahne bir cekim iki demeyecek birileri.Yasamis oldukalrim ve de yasayacaklarim olusturacak benim filmimi ve tekrari hic olmayacal onun.

Sen'den diliyorum,lutfen mutlu sonla bitenlerden olsun filmim, yasadiklarim yasayacaklarima isik olsun,hatalarim az olsun,gozyasim comert akmasin eskisi gibi.

Ve en onemli dilegim de SEN'i hedefleyen ve ici sevgi dolu,ofkesi olmayan vefali bir yol arkadasim olsun.Hosnut olacagin seyleri birlikte yapalim.. Son sahnede de gulumseyerk gelenlerden olalim yanina...