Saturday, December 16, 2006

BUTTERFLY


...Son yapraklar da dökülmek üzereydi, sonbahar rengini odaya serpiştirmişti.Pencereye yaklaştı, gözlerini uzaklara dikti.Aradığı, görmek istediği bir şey vardı ama aradığını bulamadı, görmek istediğini göremedi.Menzilinde sadece zamansız uçuşan kelebekler vardı.
Kelebekler de nereden çıkmıştı şimdi.Yaşamın süresi ile ilgili ikilemi hatırattılar ona.Yaşam çok mu uzundu onun için, yoksa kelebekler mi kısa bir ömür sürmekteydi?Ve kimdi şanslı olan?Bir güne bir ömür sığdıran kelebekler mi? Bir ömre bir yaşam sığdıranlar/sığıdıramayanlar mı ?...
Bir an düşündü, düşündüğünü dışa vurmadı, deriiin bir nefes aldı, nefes almak onu yordu.Pencereden kelebeklere baktı VE kelebekleri çok kıskandı...

Wednesday, December 13, 2006

HAYAL (1)

Kış günlerine davetsiz bir misafir konuk olsa.Yaz yağmuru inse usul usul üşüyen toprağa, karmaşık kalbime, kuruyan gözlerime.Arkasından güneş belirse ve aydınlatsa dünyamızı, dünyalarımızı...
Gökkuşağı kuşatsa şehrimizi, şehirlerimizi baştan başa.Bu kez başarsam gökkuşağının altından geçmeyi, bir dilek tutsam ve o içinde tüm dileklerimi barındırsa.Sonra elimi kaldırsam ve gökkuşağındaki her renge dokunsam...
İçimdeki koyu renkleri kuşağın renkleriyle değiştirsem, güneşin ışınlarından birini yüreğime bıraksam, hiç üşümese o...
Yağmur damlalarından birini gözbebeklerimde saklasam.Akmamakta drendiklerinde gözyaşlarım, o damlayı akıtsam.Akıtsam ve kalbimi katılaşmaktan , ağırlaşmaktan korusam...


Monday, December 11, 2006

Kenetlenmek

Güzel bir meslek benimksi, keyifli, neşeli, çocuksu, coşkulu , hüzünlü ,kaygılı ,umutlu...
Birçok duyguyu barındırabiliyor her ders saati içinde.Ve gönul kapılarım her geçen yıl daha geniş olmak zorunda, alakadardır ya insan kainattaki herşeyle.Bahçesini, hanesini sevdiği gibi cennet bahçelerine de muhabbet eder ya...
Ben de her geçen yıl artan oğrenci sayısına rağmen bir yer buluyorum herkese gönül bahçemde.
Yerleri farklı farklı olsa da her öğrencimin bir payı var yüreğimde...

Yeri doldurulamaz boşluk bırakacaklar var kalbimde.Hani hiç gitmesini istemediğiniz, kalış anını uzatmak istediğiniz, ve baktığınızda anlaşıldığınızı düşündüğünüz, yaptıklarınızın boşa gitmediğini size düşündürten öğrenciler vardır.Hani pes etmek üzere olduğunuz anlarda göz göze gelirsiniz onlarla, mesajınızın alındığını görürsünüz ve umut dolar yeniden içinize.Devam kararı alırsınız ve mesleğe yeni başlamış gibi amatör ruhla sarılırsınız gene işinize.
Size umut olanların umudu olmak istersiniz siz de.Umutsuzluk onlardan hep uzak olsun, güzel bildiğiniz ne varsa kuşatsın onları diye geçirirsiniz içinizden. Hüzünlerini siz almak , sevinçler onlara kalsın dilersiniz...
Hayat bazen sıkıntılı yanını tüm ihtişamıyla serer önümüze, hiç geçmez dediğimiz sıkntı sırasında dostlarımızın sevgisini fark etmek karanlık bulutları çarçabuk def eder üzerimizden.Ve dostlarımızın sevgisi ısıtır içimizi, güneş ışığının olduğu yerde kara bulut olmaz di mi Sükrü?
On bir FEN D, galiba dostluğu oğrendiniz bir tek , ama onu da iyi öğrendiniz...Yüreğime su serptiniz...
Aslında ben o kadar kısa değilim ya sadece Şükrü çook uzun :) .

Saturday, December 09, 2006

Eyvaaah!


Neşeli biten bir gün, ev yoluna varışı hızlandıran araça biniş ve...


Yolda ilerleyen bir minibüs, ani açılan bir kapı ve aniden minibüsten yola fırlayan ben..


Araçlar her zaman hedeflediğimiz yerlere götürmeyebilir bizi, ondanır belki ayrılıklarda şu sözün söylenmesi;'Gidip de dönememek, donüp de bulamamak var'.


Hiç anlam verememiştim olaylara, o saniyeler dakikaların hatta saatlerin düşündüremediğini düşündürdü bana.Çok hazırlıksız yakalanabiliyormuş meğer insan, dönüşü olamyan yolculuklara.Sonu hiç tasarlamadığı gibi olabiliyormuş.Ve dur demek mümkün olmuyormuş, gökler ötesinde olacak denenlere...


Sağ tarafım hasarlı bölgem olsa da, şansli hatta çook şanslı olanlardanım ben.Hiçbir araba lastiğinin varlığıma dolanma ihtimalini bu kadar yakın hissetmemiştim ben.Araba altından top kurtarma opersayonlarım sırasında bile.

Dönüşü olan bir yolculuktu benimkisi ama kim bilir,çıkışlarımız evden dönüşlere gebe midir?

Wednesday, December 06, 2006

nedir cevabı?


Hiç kimse sek/katıksız iyi değildir.Ben bile ya :).Aylakadam
  • yorum
  • yazmıs passıve ınsanına
    bugun.Okudum bir mutlu oldum ki.Yalnızlıktan dem vurmus o, passıve de katılmıs.Yalnızlığı iliklerime kadar hissederek çıkmıştım bugün gene merdivenleri.Hastalandığımda kulağıma damlatamadığım damla, okula gidinceye kadar sesimin kısıldığını fark etmediğim gün, ağlarken bulamadığım omuz, anneannemin gidişindeki acı, sınırın bu tarafına geçişimdeki teklik duygusu gelmişti aklıma.

    Bir benim sanıyordum yalnızlığa varlığını dolayan, o yoruma kadar.Yalnızlıkla tanışıklığı bu kadar yakın olan birilerinin olduğunu bilmek beni çoğalttı.Ne kotuyum ya, utanıyorum kendimden .Yalnızken birden kalabalık oldum işte, çoğaldım sanki.Hafif bir ferahlık geldi gönlüme.Ben gibiler varsa, yalnız değilim demektir...

    Pass'la konuşmamızda hemen itiraf ettim kötü bi kız olduğumu.Hem sevinsin istedim garip, bu konuda eğitecek ya beni :),hem de eğitilebilir olduğumu göstermek istedim.Bir de yaşadığımı yaşamasını istediğim şahısa da dileklerde bulundum, en az ben kadar (tamam itiraf ediyorum benden beter) yansın ve anlasın dedim...

    Pass da dilek diledi kim daha kötü olmayı başardı bilmem ama...

    Tüm bu dilek temenni ve ayıp sevinçlerden geriye bir soru kaldı cevabını bulamadığım .

    Vücüdumu oyle büyüt ki benden başkasına yer kalmasın o olgunlaşma yerinde , derken bir yanım nasıl oluyor da diğer yanım, ödül yerine giriş için şifre olsa elimde bir kişiye onu söylememe hakkını kullanmayı isteyebilir?

    İçimi sevginle aydınlat ve kötü hislerimi nötürlememe yardım et.Tüm zerrelerim şunu söylesin tek sesli koro olarak, uyum içinde;

    ''Aç herkese açabildiğin kadar sineni,
    Ummanlar gibi olsun,
    İnançla geril ve insana sevgi duy,
    Kalmasın alaka duymadığın
    Ve el uzatmadığın,
    Bir mahzun gönül.''

    Tuesday, December 05, 2006

    Çikolata, Zeynep ve Ben


    Çikolatayı severim, hele bir de Zeynep ortağım olursa.Annenin
    üstünüz başınız çikolata o ldu' çığılıklarına aldırmadan, tek çikolatayı paylaşmak ya da büyük payı alabilmek o tek çikolatadan.
    Rakibimi küçümsemesin kimse, şu minik gibi görünen şeyin bu konudaki performansı benden iyi.Ellerini tuttum kurtarabileyim diye payıma düşeni, dudaklarını dudaklarımda buldum :).Ağzından lokmayı almak buna derler sanırım, yahu insan utanır biraz, dön de bi boyuna bak kızım ya.Yaşın bile yok daha, seni hala 1 yaşla bile tanımalayamayız hani.Hareketlerin aylarınla örtüşsün hiç değilse...
    Çikolatayı paylaşmaktan zevk aldığım tek varlıksın sen benim.Senle yiyince ne güzel aromalar tatlar eşlik ediyormuş meğer çikolataya.Ve insanın üstünü başını kirletmesi yerken birşeyi ne güzelmiş, ne masum yaparmış bu insanı.
    Ve yaramazlık yapmak,ne karşı konulmaz bir duyguymuş.
    Alnının ortasına, hokka burnuna, iki gözüne ve onlara eşlik eden iki kaşına, iki yanağına ve de şirin çenene öpücüklerin en narinini konduruyorum.Ve bir dilek tutuyorum en içten tavrımı takınarak; O hep yanında olsun, sen hep hoşnut olduklarından ol.Ve yaşamının her anında hep insan olmayı başar, insan olmanın hakkını ver.Ve karanlıklar senden uzak dursun, aydınlık eşlik etsin hep yüreğine...
    Tüm bunlardan bana da bir şükran bildirisinde bulunmak düşsün; Binlerece sebebim var Sana teşekkür etmek için, en özel teşekkürümü sunuyorum şimdi, gönderdiğin bu melek için ...

    Monday, December 04, 2006

    Bana bir dost kendimden


    Dost olmak kendine, kitaplarda tanımı yapılan dostların en iyisi olmak hem de .Hatalarda sarmalayabilmek kendini, kendi yüzüne gerçeğini hırpalamadan fark ettirebilmek.Ve gerçeiğn ne olursa olsun, kabul edebilmek kendini...
    Hayalini kurmaya bile gücümüzün yetmeyeciğni sandığımız kırgınlıklarda, yaraya ilk müdahaleyi yapabilmek.Özenle yaradaki bene yabancı olanları çıkarmak önce, dezenfekteyi yapabilmek, ve size ait olmayanlar temizlenirken yaranın etrafından, gidişlerindeki acıya dayanabilmek...
    Sonra özenle beklemek kanın pıhtılaşmasını, yaranın kabuk bağlamasını.Ve bağışlayıp kendini kanatmamak bir daha o yarayı.
    İyileşme sürecinde de en vefakar dost olabilmek kendine.Özenmek kendine her zamankinden çok, en ince hareketleri kendine yapabilmek...
    Gözlerin geriye kaydığı anlarda geleceğe dair umutları eken dost olabilmek onlara.Acının sarmaladıgı anlarda, sendeleme anında tutup kaldırabilmek kendini.Her kırgınlık ve öfkeyi kendi içine yansıttığın sevgiyle onarabilmek.Olumlu sıfatlardan oluşan taçlar takabilmek başa...
    Ve yeniden dünaydaki tüm sahipsiz çocukalrın annesi olabilmeyi istemek, sevgiye aç gönüllere akmayı dilemek.Sevebilmek beni, seni, onlari, çiçekleri, çoçukları, çikolataları, ağaçları, kuşları, kahkahaları...Ve belki de anıları...
    Tacımı hazırlamaya başladım ben, olumlu her sıfatı taşıyabiliyorsam onurla kendimde, tek tek sıralayacağım tacıma.Ve miadım geldiğinde tacımdaki sıfatlar belirleyecek ondan sonrasını...

    Sunday, December 03, 2006

    BANA,SANA,ONLARA,BEN gibi olanlara...


    Affet gitsin kendini,
    Diğerlerini affetttiğin kadar kolay yap hem de bunu.
    Dön kendi içine, bir bak yaşadıklarına, yaşadıklarının bıraktıklarına.
    Eğil kendine, anlamaya çalış kendini.
    Kırılmışlıkların gelsin gözüne biraz, hep kırdıkların değil.
    Yücelttiklerinden hala taclarını geri almazken, kendi tacını takmamakta direnme bu kadar.
    Bir paye de yücelikten kendine kondur,tak tacı kendi başına.
    Bir tebessüm de kendi içine at.Özeni biraz da kendine göster.Ve sen sen olduğun için coşku oluşsun gönlünde.
    Hak ettiğin değeri ver artık kendine...

    * * *
    Affet kendini,
    En az kendini düşünüp,
    En çok diğerini düşündüğün ,
    En az kendini bağışladığın,
    En çok diğerini affetiğin
    ,
    En az kendini koruduğun,
    En çok diğerini kolladığın,
    En az diğerini kırdığn,
    En çok kendini incitiğin,
    En az kendini sevdiğin,
    En çok diğerini sevdiğin
    İÇİN...
    AFFET GİTSİN KENDİNİ...

    Wednesday, November 29, 2006

    ...





    ''Yalnızlığım, yaşamak zorunda olduğum beraberliğimsin ,


    Yalnızlığım, kanımsın, canımsın, sen benim çaresizliğimsin,


    Yalnızlığım, bugünüm, yarınım sen benim hüzünlerimsin,


    Yalnızlığım, tek bilebildiğim sen benim VAZGEÇİLMEZİMSİN.''




    Tuesday, November 21, 2006

    SEVEBİLMEK SENİ

    Bildim.Yeniden bildim, bildiklerime bilmediklerimi de ekledim. Ve kanattım, özenle tuturduğum kabuğu kaldırdım yeniden.Ve incittim beni, incitmemek adına ötekini...
    Bildim, bildirildim; mühleti bedel ödemenin mühletsiz olabilirmiş...
    Hay ismini tecellisi devam ettikçe üzerimizde, ödenmesi gerken bedel örseleyerk ve terbiye ederek ödenecektir.Yara sızlayacak zaman zaman, ve her adımın bedel ödemenin ben öğreniyor olacağım bildirilenleri, bilmem gerekenleri.
    Alnımı koyuversem küçüçük bir hasır parçasına , avuç içlerim eşlik etse iki yandan alnıma ve öylece kalsam.Aşınsa alnım, içim huzurla dolsa.Ve hiçbir yere sığımayan SEN, benim kalbime sığsan...
    Dolsa kalbimdeki tüm boşluklar, dolması gerken aşkla.
    SEN tutan elim, işiten kulağım olsan.VE ben SANA aykırı olan ne nefesi ne de kararı alsam...
    Bildim, 'yeni aşk getirebilir yüzüme masumiyeti çünkü yeni aşk siler geçmişin tüm izlerini'.
    SENİ sevmeme izin ver ve beni de sev...Verdiğin istidadı suistimal etmekten koru beni.İçime derc ettiğin sevebilme kabiliyetini doğrı olana yönlendirmeme yardım et...
    Verdiklerinden en çok sevebilme yeteneğimi kullanıyorum, hatalarım çok oluyor kullanırken onu.Ama inan hata yaparken öğreniyorum da, adım adım bilmeye yaklaşıyorum...
    Sevebilme kabiliyetini vermedeki hikmeti keşfedip, onunla en usta eserimi oluşturmama yardım et.
    eser;SENİ SEVMEK...

    Sunday, November 19, 2006

    SADIK YARİM, YALNIZLIK





    Yalnızlığım bırakmaya en korktuklarımdansın hem, hem de hıc beni bırakmayacaklardan olman ürkütmekte beni...

    Varlığın ve yokluğun, tezat duygular barındırmakta içimde.Bazen kalacak olman daima bende acıtıyor içimi, bazen de seni kaybedeciğim korkusu alt üst ediyor ruhumu.

    Yıllardır en sadık olanlardansın bana, kalabalıkların içinde, büyük mekanlarda, kalabalık sınıflarda bile varlığını derinden hissettirdin hep.

    Gidişine izin verebileceğim durumlarla karşı karşıya geldiğimden belki bazen, seni kaybetme korkusu tüm ruhumu sarmalıyor.Sımsıkı tutunuyorum sana oyle anlarda ve çoğu kez SENin var olman EMNIYETTE olmak demek benim için.Varlığın şiddetli acıdan , gönül yangınından, hayal kırıklığına uğramaktan uzak olmak demek.

    Varlığın bilinirken tarafımdan iyiyce, yokluğun bir belirsizliktir içimde.Belki bilmeyişim yokluğunu ürkütmekte beni...

    Varlığına yüzlerce cümle kurabilecekken , yokluğunun getireceklerini hayal etmekten bile çekinirken, nasıl hazır olabilirim ben YALNIZLIK VEDAMA?Sadık yarim yalnızlıktır benim.Bu yare (yalnızlığıa) bu kadar yüzümü dönmüşken , yenisine (ne olduğunu bile bilmiyorum)nasıl yönelebilirim ki ...

    Sıkışma anı rahmettir dedi bugun birileri.Rahmetin sağnak sağnak üzerime yağdığı mevsimlerdeyim gene.Sıkışma anımı rahmet eyleyenlerden olmayı ümit ediyorum...

    Gönlümüz ne yöne akmalıysa, ona aksın, akıtılsın...

    Friday, November 17, 2006

    ACİZİMMM

    Ödüm kopuyor, bunu ben nasıl anlatsam ki şimdi.Neyi nasıl açıklasam...
    Bir Sen bilirsin içimdekileri, hatta bende olup benim bilmediklerimi de Sen bilirsin.Kolum kanadım kesik neyi istemem gerektiğini bile düşünmekten korkuyorum.Öylece bekliyorum, endişe ve korkuyla.
    Adaletinle değil merhametinle muamele et bana, istemem gerekenleri ver bana.
    Kalp kontrolümü eline al ve akıt ondakileri Senin de sevdiğin birine.Kırılmaktan, yanıltmak ve yanılmaktan koru...
    Ben beni bıraktığımda Sen beni bırakma Allah'ım.

    HOŞGELDİN UMAY NUR


    Hep merak ettiniz durdunuz şu küvezdeki minik kızın hali ne oldu diye.Hiç yanıltmadı bu kız beni, benden biri işte.Erken açsa da gözlerini dünyaya, direndi ve başardı O'nun da yardımıyla.
    Hem de pembeler içinde dönüş yaptı, mavi renkerrin yıllardır egemen olduğu eve.Pembeyle dalga geçen abiler, nasıllar pembe hakimken eve şimdi.Mucizeler vardır arkadaşlar, pembeler taşımak yürekte, güller açtırır gözlerde...
    Sevgi kelebeğinin hep ezileceğine inananlara kapak olsun UMAY NUR!Uzun sürdü gelişi aramıza camekan mekanlardan sonra belki ama şimdi herkeste bir neşe bir telaş evde.Herkesin nöbet saati var, UMAY NUR için nöbet tutmada herkes.Ne kıymetlı o,bir bilseniz...
    Web cam da oldu ikinci görüşüm UMAY NUR'U, kıskanmasın kimse ama ziyaretine gelenlere bile uyumaktan gözlerini açmayan bu kız, web cam karşısında apaçık gözlerle durdu.
    Canım benım, resmini ilk gördüğüm andan beri biliyordum ya, yanıltmadın beni hıç.Aferin sana, tüm alkışlar sana gelsin, başarılara gıpta edenlerin gıptası biraz da sana olsun.Ya sen var ya sen, harikasın, şeker suratsın, balsın, dondurmasın, yaş pastasın...Ne diyor bu halam deme sakın, sen bilsen saydıklarımın hayatımdaki yerlerini...:).
    Melekler dolansın hep etrafında, tanıdığın tüm insanların gönüllerine sevgi serpsin yüreğinin güzelliği, O seni sevsin, sen de O'nu. Ve hep en yakın bildiğin O olsun.Tüm yaşamın O'nun hoşnutluğu ile onaylansın.
    Kötülükler senden fersah fersah uzak olsun.Ve gönül yangınları sana hiç uğramasın...

    Wednesday, November 15, 2006

    Bekleme vakti karar anını


    Vermek istemeseydi, istemeyi vermezdi...
    Umud edilecek şeyler tükenmiş olsaydı, umut kesmeyi en büyük suçlardan saymazdı...
    Ve daha güzelini sunmayacak olsaydı, nefes alışlarımız son bulurdu.
    Birinin duası olabilmek, birbirinin duasına cevap olabilmek...Ve isteklerin aynı çizgide kesişebilmesi...
    Nefesimi tutmuş olacakları beklerken, her türlü kalp kontrolüne boyun eğiyorum.Lütfun da hoş, kahrın da hoş.Sen ne eylersen güzel eylersin...
    Herşey Sen'nin kontrolündeyken ve ben cüzi kontrole sahipken, ben bu kadar aciz ve Sen bu kadar kudretliyken, ben bu denli sınırlıyken ve Sen sınırsızken, ben kusur yumağı iken ve Sen Kemal sahibiyken, ben verdiğin sevgiyi suistimal ederken ve Sen her koşulda sevmeye devam ederken , ben vefasızlık ederken ve Sen herseye rağmen vefanla şaşırtırken .VE...VE...VE...
    Yaşadım, yanıldım, yoruldum, yıprandım, yontuldum, yenildim, yıkıldım ve yandııııııııM...
    Ve bildim; benden bana sadece kusur ve noksan vardır.Ve bildim kötlüklerin hepsi nefsimden, iyilikler ise Sen'dendir...
    Ve bildik kalplerin ıdaresi yalnızca Sendedir...
    Ve şimdi iki yürek tek dileğe odaklanmışken, sonucu San'a bırakıyoruz.Bilebildiklerimizin verdiği güvenle vereceğin karara saygılıyız.
    ***
    İyiliklerimi(zi) arttır, kusurlarımı(zı) bağışla ve Settar isminle sarmala.Yüzü aydın olanlardan eyle beni/bizi San'a varış anım(ız)da.
    Bana Adaletinle değil, Merhametinle muamele et.Çünkü... :(

    İLAN-ı AŞK



    Teyzem benim, balım, elma şekerim,çikolataaaammm...

    Beter özledim teyzem seni, insan teyzesinden bu kadar uzak kalır mı hiç?E hadi gittin, telefonu yemek yerine ardığımda, iki kelam etsen ne olur?

    Sana diyorum herşey yenmez diye, haberlerin geliyor, çikolatanın tadını nihayet keşfetmişsin.İki de dişin olmuş görmeyeli.Haberin olsun, burnumu ısırmana izin veremem artık bu durumda.

    Aşkım benim, sensiz benim tüm keyiflerim yarım.Her gördüğüm bebek sana olan özlemimi arttırıyor.Ve ekonomik dengelerim de gene alt-üst.Aldığım bebeklerin taksidi bitmedi daha ama benim gözüm şimdi şeker bir ördekte.Bir sana bir bana alacağız ondan.

    Gel artık ya, git büyük anne ve büyük babayı gör dediysek,çok kal da demedik ki...

    Hiçbir anını kaçırmak istemiyorum ,mümkün olsa da çanta gibi her an yanımda taşıyabilsem seni.Kuşum benim, yani böyle bir anneden sen gibi şeker bir sey geldi ya benim hayatıma...Allah'ım ne büyüksün Sen :).

    Canım her an her sıkıntı ve sevincini paylaşma sözü veriyorum sana şimdiden.Albümümüze yaşanmış daha ne güzel kareler koyacağız ileride(O'nun izniyle).Seni çikolatadan, fıstık ve her türlü ıvır zıvırdan daha çok seviyorum, hatta öğrencilerimden bile çok seviyorum seni...

    ''Zeynep pabucu yarım, çık dışarıya oynayalım :)''.

    SENİ ÇOOOK SEVİYORUMM.

    Monday, November 13, 2006

    Ben gene ayni ben...


    Ne getirir hayat insana, O'ndan emir alarak bilinmez asla.Bilyoruz olacakları gelecekte diyerek yola çıktığımızda bile, o yolun bizi aslında hiç bilmediğimiz ve de bilmeye hic hazır olmadığımız menzillere götürdüğünü derin acıyla fark ederiz...
    Güneşim, itiraf ediyorum San'a;acizim, kusurluyum,kırılganım ve oyle saf ki hala icim.
    Kendimi korumayi hala bilmiyorum ve bir oyuncak ayidan medet bekliyorum geceleri...
    Hala ogrenemedim kirilip incinmemeyi, ve kirmak isteyenler icin adayim hala...
    Sozleri sorgulamaktan acizim, soylenenlerin gerceklik payi oldugunu dusunur ve sonrasinda gercek kaldiginda geriye, bir ugultudur beynimi saran.Tutlamayacak vaadlerin verilisine ermez hala aklim.Ve ben kirmanin ve yipratmanin vebalini alabilecek kadar cesur olamadim henuz.(dilerim hic olmam).
    Simdi gonlumu pembe renge boyarken, ben gene ayni benim, saf ve sozu gerecek kabul edenlerdenim...
    SEN'den diliyorum, beni kirilmaktan, incinmekten, yipranmaktan, SENsizlikten ve gonul YANGINindan koru.
    AMIN...

    Wednesday, November 08, 2006

    Kir cicekleri, ben ve anneannem




    Kir cicekleriyle ic ice buyuyen biri, guzel bir yurek sahibi olmaliymis.Ve o guzel de benmisim...

    Goc oncesine kadar, cocuklugum yemyesil ormanlar ve kir cicekleri arasinda gecti.Buyuk baba ve buyuk anne sahibi olmanin luksunu sonuna kadar yasayanlardanim.O donemlerde en sik yaptigim sey ormana gitmek ve kir cicekleriyle hem dem olmakti.Onlari anlamak ince olmayi gerektiriyordu.Cali diplerini sevenleri, bulunduklari yerlerde fark etmek icin ayrintili bakmak gerekiyordu oralara ve elbette onlara kavusmanin mutlulugunu tatmak icin, elin kanamasini goze almak gerekiyordu.Neticesinde mutluluk varsa, elin kanamasi cok kucuk ve onemsiz bir ayrintidir aslinda...

    Hakkini verebilmeliyim gercekten , kir cicekleriyle ic ice yasamis olmanin.En az onlar kadar guzellestirebilmeliyim ruhumu ve en az onlarin çeşidi kadar zengin olmalidir özüm.

    Ve oyle yerlere serpistirebilmeliyim ki ruhumdaki kir ciceklerini, en guzellerini sadece ayrintili bakabilenler gorebilsin.Mevsimler gibi yenilikler yasamli benim de ruhum.Ama her mevsim ciceklerle dolu o.Ciceklerin bana kattigini ben de etrafimdakilere katabilmeliyim.En az onlar kadar etkili olabilmeliyim ben de.

    Menekse kokusundan daha sik soz etmeliyim belki...Ve hatirima anneannem daha sik gelmeli ...Her o aklima geldiginde de gozlerim nemlenmeye devam etmelidir, ozlem tahtini kurabilmelidir gene.Özümde kalmami saglayanlardir onlar cunku.

    ... Oyle yerlerde ol ki sen simdi, apaydinlik olsun etrafin, genis ve ferah yerlerde bekle gelisimizi. O, oyle odullendirsin ki yillardir cektigin hasretimizi...

    VE ben de yanina geldigimde simsiki sarilabileyim sana, her gelemedigim bayram ve hafta sonu icin.Ve son anda yaninda olamadigim icin bir ekstra istiyorum O'ndan, sevdiklerinizle ayrilik olmadan buluncakasiniz orada vaadine dayanarak,yakin eyle otedeki mekanimizi....

    Sunday, November 05, 2006

    Ben, yercekimi,kanatlar ve ucmak...


    Might demisti ki, gunlerden bir gun bir yazida(might' i tanimam bizzat),henuz dogmamis kanatlarimizla ucabilsek.Ben neden her umut isigi gordugumde, kanatlarimin olup olmadigina bakmadan, goklere yukseliyorum ki...
    Yillarin benden alamadigi nadir seylerden safligim.Su katilmamis saflardanim ya, onca olaya ragmen hem de...
    Hayat hayattir, oldugu gibi kabul edilebilmelidir.Gerceklerin agirligi insanin ayagini hep yere baglamalidir.Iki ayaginiz birden yerden kesilince, gunde bes defa tum kainat adina yaptiginiz sunus bile anlamini yitiriyor.Bir ayagain hep yerde olmasi gerektigi sirri belki de burda gizlidir.Ehemmiyeti burdan da bellidir, saglam yere basabilmenin.Tek ayak ustunde ucmak, yani bir ayagi hep gerceklerin cekim alaninda birakabilmek...
    Yer cekimini gerektiren tum agirliga sahip oldugum halde :),en kolay ucabilenlerdenim ben.Hep derim biraz su agirliklarimdn kurtulabilsem, geceleri ben baska alemlerde aramalisiniz diye bir grup delice islere soyunan arkadasa.
    Ifrat tefrit arasinda mekik dokumaktir rotam benim.Ama hedefim sirat-i mustakime varabilmek.Bir omurluk gaye,sonucu belli olmayan...
    Sen'den ne gelirse gelsin, hostur, hikmetlidir,haktir...Yorulsam da ben yasananlarda bilirim olmasi gereken olmustur, kendi payima duseni goremesem de bazen...
    Guzel dakikalar yasatan, iki manyak sifatini hakkiyla tasiyan arkadasima tesekkuru bir borc bilirim.Rodop guzelelri ve Nuriye'ler arasinda gecen dakikalar ruhuma su serpmistir.
    Aglamak istiyorum doya doya, hatta hickira hickira :).

    Saturday, November 04, 2006

    MOR MUREKKEP

    ''Baslangicta nokta vardi.Her sey bir noktayla basladi.Kalemi kagidin uzerine koydum, nokta.Kalemi kaldirdim kagidin uzerinde yine, nokta.Butun yaptigim iki nokta arasinda, noktayi aciklamaktan ibaret kaldi.Bildim ki noktadan ote gercek yok.
    ...
    Varligin ozunu kendimde bulan ''ben'' de bir nokta;sirrini, vakif olan anlasin.Ben bir noktaysa, varlik ''ben''den icre cogaldi.Noktanin muammasi yer ile gokler arasindaki kapi.Cunku kalp bir nokta, kalbe inen yol nokta.Nokta kadar bir delik, bir ufurum kalpte yasami sondurur.Nokta kadar kara bir benek oldugu halde suveyda, buyur, kalbin isgalcisidir.Isaglcileri gecen kalbin makam atlamasi, daire uzerinde iki nokta.Arada devir farki.
    Kucucuk bir noktadan bile kucuk oldugumu fark edince varlik irmaginin uzerinde,buyuk hicbir sey kalmiyor geriye.Ve bir nokta kadar kuculecek denli uzaktan baktigimda yasama, hicbir sey can acitmiyor:Kozmik bakis noktasi.Anladim ki ne gecmis var ne gelecek.''Sufi an'in oglu''.An bir nokta, hal bir nokta.
    Ask bir nokta.''Yekpare genis bir an'nin parcalanmaz akisinda''.''ben bir nokta,sen bir nokta. Ust uste iki nokta;Aciklamasi: uc nokta.''
    Nokta Vesselam'dan

    Dun gece bir anda sanki hayat benim kontrolum disina cikmisti.Kardeslik, hosgoru naralari atan ben o konusmalardan kisa bir sure sonra, onlarin ziddi olanlari yapmaktan alikoyamiyordum kendimi.Kirlmsitim ve de kiriyordum...
    Bir an aslinda ne ince cizgiler uzerinde durmakta oldugumu anladim.Cekip gitmek, gitmek ve kaybetmek, disaridaki kalabaliga kaptirmak kendimi...
    Her an dilime dolamam gerken bir duaymis meger, cekip gitmeyenlerden olmayi dilemek...
    Kitap fusrina gitmek icin program yapabilme luksum olsaydi, kesinlikle bugunu tercih ederdim.Oysa ben onceliklerimden bana kalan tek zaman dilimi bugun oldugu icin , bugun gittim oraya.Stantlar arsinda dolasirken Nazan Bekiroglu'nun imza gunu oldugunu fark ettim.Bir anda dun geceki firtinalar duruldu.Ogrencilik yillarimi hatirladim, nerelerden nerelere ayak basabilmistim.Ve cekip gitmeler yoktu orda oyle.Biliyordum cunku, yapmam gerekenleri, bilmenin verdigi yukumlulukleri..
    O donemlerdeki ben geldi gene aklima.Onunla birlikte de gazete kupurlerini heyecanla kesisim ve ev arkadaslarima ilk zamanlar israrla onlari okuyusum.
    Nazan bekiroglu'nun haftada bir gun yazdigi yazilar hayatima heyecan katanlardandi o donemlerde.Ruhum dinleniyordu onlarla.Mezuniyet gunumdeki yazi sasirtimisti en cok beni, konu mezuniyet torenleriydi.Keske bir kitap cikarsa diyordum her okudugumda ve Mor Murekkep'i gordugumde dualarima cevap gelmsiti sanki...O'na tesekkuru borc bilmistim.Ozel hissetmistim kendimi.Bugun de gene varligini iliklerime kadar hissettim.Ozel anlarimdan biriydi bugun O'nunla.Tek bos vaktimdi, ve en isabetli vakit oldurulmustu o.Kalbime derin bir huzun ve kasvet cokmustu, tam zamaniydi Nazan Bekiroglu'yla tanismanin.
    Sen, neler soylemek isterdim simdi Sana...Ama ben bu kdar kolay pes edebilirken ve de Sen hic beni birakmazken...Ben hangi yuzumu donerek soylemek istedikelrimi soyleyebilirim ki Sana...
    Farkinda oldugum ve olmadigim her sey icin sana tesekkur ederim...
    Ben beni biraktigimda Sen beni birakma!

    Thursday, November 02, 2006

    Baslik bulamadim...



    Cok seviyorum gene bu hafta da Bulutsuzluk Ozlemi'nin sarkisini.Mezunuyiet toreni aklima geliyor, mezuniyet sarkimiz ne guzelmis bizim ya.Hayata dair mesajlarla dolu iste icerigi,''Hicbir kere hayat bayram olmadi ya da her nefes alisimiz bayramdi.Aldim elime sazimi''.
    Cici bir ogrenciydim ben, ve ne cok ozluyorum o zamanlardaki kanatsiz melek olmaya farkinda olmadan soyunmus kizi.
    Simdi cikip gelse bir buket cicek de bana alsa o, hayata sek pembe bir bakis atsa benim yerime.Olumsuzluklari hic bilmiyor olsa yillar sonra gene.Yani su katilmamis saflardan olmayi surdurebilse...
    Ama sarki da diyor ya ''Sozlerimi geri alamam,yazdigimi yeniden yazamam.BIR UMUTTUR YASATAN INSANI, aldim elime sazimi''.
    Simdi kalintilariyim ben o donemlerdeki sek pembenin.Hala pembelerde direniyorum ama bazen o pembeye cok degisik renkler eslik ediyor, saf pembe degil simdiki pembe...
    Pelus oyuncaklar aliyorum odullendirmek icin simdi kendimi, cicek demetleriyle arami acanlar oldu zaman icerisinde.Hala seviyorum cicekleri ama onlarin anlamlarini oyle cok degistirdi ki birileri .Odul diye alamaz oldum buket buket cicekleri artik kendime.Ve etrafima da artik cicek dagitmak yerine, pembe post it ler ve onlarin uzerine kalemimin ve yuregimin yazdirdiklarini birakiyorum ...
    Son aldigim ayicik Safiye'nin deyimiyle moron bakisliymis :( .Pembe kalemle gulen yuz yaptim ona ama gene de ustundeki huzun dolu ifade gitmedi.Farkinda olmadan huznu cok sevmisim ben, aldigim her seyde huzun ifadesi var.Yazilarimda kullandigim resimlerde bile.
    Ilk kez kendime canli arkadas aldim.Iki adet japon baligi, Toska ve Sukufe.Zavalli baliklar eve ugrama firsati buldugumda odleri kopuyor, oyle alismislar ki koca evde tek baslarına yasamaya.Fanusa yaklasiyorum sevmek icin onlari, sesim onlari urkutuyor.Eeee olacagi buydu zaten onlar ev sahibi ben misafir oldum su evde.
    Universite yillari, bu ara sarkiyi cok dinledigimden galiba, ozlemim hat safada o donemlere.Aslinda iyi de oldu neydim ben ya, valla ben oldugum icin soylemiyorum ama ben cok cici biseydim ya o zamanlar.Simdi kalinti malinti olsam da o donemlerden kalan, ben gene benim degil miyim?
    Ebru'ya ragmen sirinliklerimden az sey yitirdim ben ya.Agzimidan hala bal damliyor konusunca.Keske dunku cikolatalarin yarisini Ebru' ya vermeseydim, yaf o ne guzel kremaydi be.Gece ruyama girdi valla...
    ''bir umuttur yasatan insani, aldim elime sazimi'',hayati,kendimi, Zeynep'i,universitemi ve icinde yasadigim herseyi,Ebru ve manyak deliliklere soyunan grubunu,ogrencilerimi,Pelin'i(coook ozledim ya onu),cikolatayi ve yenebilecek herseyi,kitaplari,cicekleri,cocuklari,manyak sifatini yakistirabilecegim her insani,web sayfami, sarkilari ve yesilli bol olan her yeri seviyorummm.
    Ama sevilmeye en layik olani da seviyorum, O'nu seviyorum.
    Ve bagisliyorum herkesi, biri haric.Ebru onunla ilgili dileklerimde destegini bekliyorum.
    Aaaa Zeynep Hoca'm onu da cok seviyorum.Ogretmenligimde isik olanlardan bana o...
    Anneannemi ve Bulgaristan'i unuttum soylemeyi, onlari da cok ama cok seviyorum.Aslinda herkesi de seviyorum ama...