Sunday, October 01, 2006

KİBRİTÇİ KIZ


Kibritci kiz, Anderson'nun en sevdigim masallarindan.Huzun ve de bir umudun masali o ayni zamanda.
Kucuk bir kizin masali bu, annesiyle tek basina yasayan ve bir tas sicak corba pisirebilmek icin kibrit satmak zorunda olan bir kizin masali.Adi hic gecmiyor masalda bu kizin.Kisin soguk gunlerinde disarida terlik ve yamali ince elbiseleriyle, kisik sesini duyurmaya calisan minik bir kiz,mutluluk kaynagı da satılan kibrit kutuları.
Bir gun hic kibrit satamaz bu kız, ustelik o gun terliklerini de kaptırmıstır hasin bir erkek cocuğuna.Dondurucu bir hava sarmıstır vucudunun her zerresini.Soğuk hakimiyetini kucuk beden uzerinde kurmaya baslayınca bir kibrit yakar kucuk kız, guzel bir hayali alevlendirir kibrit kızın gozlerinde.Sıcacık br odada somine basında oturmaktadır,arkasında yunlu bir hırka ve ayağında kurk terlikler vardır.İci ısınmıstı tam terlemeye basladığı an kibrit sonuverdi ve o talı hayal kayboldu aniden.Kızın parmaklar gene buz tuttu.Yeni bir kirit yaktı, kibritin alevi bu sefer genis bir oda ve kocaman masa uzerine dizilmis çesit çesit yiyecekler serdi kızın gozleri onune, tam yiyeceklere uzanmıstı ki sona gelen kibrit kızın parmağını yaktı.Aniden yere attı kız kibrit copunu ve o hayal de aniden yok oldu.
Ucuncu kibritin sunduğu hayaller daha zengindi, bir yaz gecesi sunmustu o kıza, her yer sıcaktı, kus sesleri ve kurbağa sesleri birbirine karısıyordu.Gokyuzu yıldızlarla suslenmisti, kız gozlerini ayıramıyordu onlardan.Ve bir yıldız kaydı gokyuzunden genis bir yay çizerek.Kız biliyordu biri daha olmustu, ninesi anlatmıstı anlamını kayan yıldızların.
Bir kibrit daha yaktı, soğuktan beyni uyusmustu, vucudu hissizleşmişti, sokakta olduğunu algılayamıyordu artık, gorduğu sadece ninesi isittiği de sadece onun sesiydi.Bir melek gibi geldi ninesi yanına torununu kucakladı ve onu gokler otesine goturdu.
Ertesi gun yoldan gecenler zavallı kız ısınmak için tum kibrt kutularını bitirmis dediler, herkes o alevlerin ona ne hayaller yasattığndan habersizdi...
Yasadıklarımzın iç yuzunu en iyi biz biliriz, bir baskasinin bizim yasadıklarımıza mana verememesi hatta hislerimiz karsısında bize acıması,hadisenin ozunden hicbirsey goturmez.Yasayan bilir yasadıgını.
Yanmalarım acıyan bakıslara maruz bıraktıysa da beni, onların arındırdığını ve bana ne kazandırdığını ben bildim sadece, sadece ben ve O bildik bunu...

3 comments:

serkan said...

merhaba sevcan ,
sana ulasamıyorum.bende burdan yazmaya karar verdım :)arıyorum cep telefonundan acmıyorsun ya da kapalı.evden arıyorum evde yoksun.sana guzel bır ıftar menusu hazırlamıstım ama kacırdın ne yapalım:))yoksa kucuk sakadan bıze kırıldın mı ?en ıyısı burdan yazmak dıye dusundum :)
hadı okuyunca ararsın
opuyorum
serkan

ahmet said...

Hayatı yalınlığıyla yaşamak herzaman daha dolambaçsız ve külfetsizdir,tıpkı bildik hikayeleri sana has bir dille okumak gibi...
(Açlığım ve susamışlığım klavyemde takat bırakmadı :))
Yoksa uzun bi aradan sonra daha uzun yorumlarım olurdu ama sonrayaa...
sevgi ve dua ile...

pembedeniz said...

Aclik O'nun icinse guzeldir,nefse meydan okuma meydan okumalarin en zoru ve basarisi da hazlarin en buyugu...